Bu bilimsel saçmalıklarından bıktım artık Atadam YETER.


At mı yoksa Veteriner mi?
El Martingal
Atın hakkındaki söylentiler
Bu tuzağı düşmeyin
Gülecek miyim ağırlayacak mıyım bilmiyorum
Başıma gelenleri düşmanın başına gelmesin
Kendi kendimi Nasıl Kazıklayabilirim

Sıvı azotla yakmak! NEDEN???

bileğı yakmak saçmalığı

Atınızın ayakları, atı yanlış çalıştırdığınızdan kötüleşir (başka suçlu aramanız gerek yoktur) ve saygı değer Veterinerler nedeni bulamayınca, saçma ve aptalca tedavi yöntemler ile durumu daha beter bir hale getirmek için zavallıların bilekler sıvı azot ile yakmaktadırlar .

  1. Kitap okumak biraz zor olsa gerek çünkü Dünyada at sağlığı ile ilişkin en çok referans olarak gösterilen "Veterinary Notes for Horse Owners" bir türlü hiç kimse bakmıyor .Bakan olursa 120yıl önce İngiliz Veterinerler bu tür yakmalar Nalbantların yapmamasını öğütlendikleri görecektir.
  2. İsveç bir araştırma grubu bu Bilek tendon yakma işlerin faydaları tespit edebilmek için her türlü yakma ve iritasyon eyleme gerçekleştirerek çok basit ve bilimsel bir sonucu ulaşmıştı: Atın deriye zarar vermek istediğinde çok uygun bir yöntemdir ve atın sağlığı için tamamen faydasızdır (azot,kızgın demir çubuğu yakıcı merhemler ve soslar vs.vs.).
  3. Bunu duymayan bir sürü sivri akılı bu dünyada dolaşırsa ve halen aptalca ve zararlı sözde tedavi yöntemler iyi bir şey diye satarsa kanmayın uyruğu her neyse

Konuya gelelim

  1. Yarış sahalarda sürat idmanı yapılmadan önce dayanıklılığa yönelik çalışmalar yapılmamaktadır sayende kaza ve sakatlanma riski artmaktadır.
  2. üç aylık bir idman reçetesi el den ele dolaşır ve yeni idman edilen bir tayda kemiklerdeki Kalsiyum seviyesi idman başlangıcı ile sürekli düşmektedir ve reçete bunu değiştirmez.
  3. Kikkuli’nin bile bildiği ve araştırmalar ile teyit edilen bu Kalsiyum düşüşü gereksiz yere verilen ve atın arpalanmasına neden olan yemler ile verilen fazla Fosfor , Kalsiyum çökmesine hızlandırmaktadır
  4. Sonucu bu,halen gelişmekte olan tayın (yarış at) kemikler ve eklemlerin gelişmesine için gereken Mineral ve Vitaminler ilk üç aylık çalışma periyodunun da zaten faydalanmamaktadır ve Tırnak, kemik ve eklemler zayıflamaktadır .
  5. üstüne doğru bir ısınma olmayan ,yarışçılarda çok ünlü olan ısınma maksadı yapılan yürüme fazlı kat ve esnekliği kazanmamış eklemler ile sürat yap.Ne olacak ?? Elbette bir yerden sakat olacaktır!!!
  6. Aşağıda görülen sakatlık yanlış Beslenme, ayakların sürekli yıkanması ve kurutmamasından kaynaklanan bir yara ve üstüne yanlış beslenme ile durumu daha da kötüleştirerek (çünkü Enerji içeren yemler atınız daha suratlı yapmamaktadır sadece doğru idman kas geliştirir ve sonucu sürat artar ama fazla yem ile bu iş yürümez )sadece yaş ve çalışma dolayı zaten bozuk bir Mineral dengesi kötüleşmektedir.

Gelgelelim Kuru Fasulyenin faydalarına ... Sn çok sevdiğim "Atçı" arkadaşlar!
Atımızın Tendonlarda şişlikler oluştu veya bileğe şişmiş her şey kontrol ettiğiniz ama nereye bakarsanız bakın nereye giderseniz giden unuttuğunuz bir yer kesin biliyorum. Tırnakların altına ve oraya bakamadığınız için ve başka bir şey bilemediğiniz için atın ayağı sıvı azot veya beteri ile yakarsınız . Seyisiniz Tırnaklar temizler yıkar ve bir sürü saçmalık sürer, Nalbanttınız Nal çakar ama taban temizlemez, temizlerse de yüzeysel ancak, Veterineriniz her yere bakar ama oraya bakmaz ve sizce BEN bunu nasıl bilebilirim. çünkü ben sizin şu yarış saçmalıkların sonuçları ilk ata bineli den bu yana kadar katlanmak zorundayım. Her birkaç atta bir, Bilekler Tendonlar vs. yakmışsınız ve ben kafadan bu atın ayağı kaldırıp, Tabanı iyice temizleyerek işimi başlıyorum ve bakınız karşıma ne çıkar. Eski Nalbandım Mustafa Dayının ve bütün oğulların hiç zorluk çekmeden iyileştirebilecek türden yaralar ve bu nasıl yapılır aşağıdaki resimlerde göreceksiniz. İnanın, Türkiye’nin en başarılı yarış atların bir kaçı bu şekilde elimden geçmiş ve hepsinin Veterinerler, Seyisler, Biniciler, Sahipler ve Antrenörlerin hakkında ne düşündüğüme burada söyleyemem .

delinmiş taban

Resimde kalın kırmızı Daire içindeki delik üsteki yarı çürük alt taban kaldırarak ortaya çıkmıştır. Tabanda delik olunca sürekli bakteriler kana karışır ve TENDONLARIN etrafında kronik iltihaplanmasına neden olur. Bu delik ciddi bir yara ve her yara olduğu gibi temiz tutulmalıdır. Yaradan haberiniz yoksa bu iş çok zor çünkü ilk keşif edilmesi gereken şahıs Nalbant veya Veteriner veya Seyisiniz olması gerekirdi. öteki Daire Tırnağın genel statik sağlayan ökçe nasıl içeriye kaydığını göreceksiniz . Bu yara temiz tutmak ancak doğru Pansuman ve bakterilerin tekrar yaraya ulaşmasını kesildiğinde gerçekleşir. Bunun için Tırnağın alt tarafı kapatılır .

  1. Tabanın çürük kısmı Maya bıçağı ile alınır sayende çürüğün nerede ve ne büyüklüğünde göreceksiniz (bunu temiz bir yerde yapılması gerektiğini söylemem şart değil, değil mı )
  2. Nal çakım için Tırnağı biçimlendirilir ve çakıma hazır hale getirilir
  3. Nal biçimlendirilir ve çakmadan doğru oturulduğunu denetlenir
  4. Kalın bir parça Alüminyum saç (1.5mm) nalın şekline göre kesilir ve Tırnağın arkası kapatacak bir uzantı bırakılır
  5. Sacın tüm kenarlar ve köşeler yuvarlatılır, nalın çivi deliklere karşılığı saçta matkap ile delinir
  6. Bali vb. ile saç nalın üzerine yapıştırılır
  7. Tırnak taban %50 Alkol %50 Tentürdiyot karışımı ile temizlenir peşinde Rivanol merhem ile bütün taban kaplanır ve üzere merhemin dağılmasını önlemek için Keten (su tesisatçı da bulunur) konulur .
  8. Bunun üstüne yara bant görevi görülecek kapalı nal çakılacak
  9. çakım sonunda arkadan bırakılan uzantı kıvırmadan merhem ve Keten ile boşluk bırakmadan nal ve taban arası doldurulur ( her zaman malzeme az gelir) sonunda pamuk uzantı ve ayağın arasında bırakarak uzantı yukarı kıvırtılır .
  10. üç hafta sonra Nal sökülür merhem değiştirilir ve nal aynı delikler tekrar kullanarak çakılır

kapatılmış nal

Bu sizin için fazla zahmetli ise aynısı Plastik nal olarak satılır, hata alt kapağında vidalı bir müdahale noktası bulunur.

Bütün saygısızlığım ile Marcus Peters

PS: Kanserojen vakalarda Rivanol yerine Bakır sülfat kullanılır ama bunu Veterinary Notes for Horse Owners da okuyabilmek mümkün yada Mustafa Dayı sormanızda fayda var .

Superficial Digital Flexor Tendinitis


At mı yoksa Veteriner mi?

      Yakın zaman önce başımdan geçen bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum.

      Geçenlerde Muğla civarında yaşayan bir arkadaşımdan telefon aldım. Arkadaşımın güzel bir atı var ve bu atın ayağı küçük bir yara nedeni ile şişmiş. Telefonda benden bu konuda yardım istedi. Atı görmeden herhangi bir yorum yapmak istemediğim için Veteriner hekim çağırmasını önerdim. Nasıl olsa yakınlardaki çiftlikte atlara bakan bir hekim bulunurdu. Birkaç gün sonra, hayvanın durumu daha da kötüye gidince arkadaşım, benden gelip bakmamı rica eti. Telefonda anlattıklarına göre aslında durum belliydi; yara nedeni ile ayak iltihaplanmıştı ve buna uygun bir tedavi verilmesi gerekiyordu. Atı yerinde gördüğümde de aynı kanıya vardım. Daha önce gelen veterinerin de aynı sonuca vardığını öğrendim. Veterinerin verdiği ilaçları kontrol ettiğimde hangi hayvanın tedavi edilmesi gerektiğine karar veremedim. At mı yoksa veteriner mi? Beyefendi haklı olarak bir ağrı kesici ısmarlamış ve yanında - arkadaşıma antibiyotik diye tanıtarak - bir şişe Furosemit ve bir türlü modası geçmek bilmeyen Pomade Camphre vermiş. Bu ilaçlardan hiç biri İltihaba müdahale edici özellikte olmadığı için durum ciddiyetini korumuş hatta daha kötüleşmiş.
      Bu noktada hayal gücü fazla olan bazı insanlara (özellikle beyefendiye sözüm ona veteriner hekim kendisi) yukarıda bahsi geçen ilaçlar ve etkilerinden bahsedilmesi gerektiğine inanıyorum. Meşhur Pomade Camphre ile başlayalım; bu ilaç eskiden burkulma vakalarında kullanılan modası geçmiş bir soğutma ilacıdır. Modası geçmiş dememin sebebine gelince; soğutmadan ziyade atın tüylerinin dökülmesinde ve ister istemez deriye kalıcı hasarlar vermede çok başarılı olmasıdır. Bunun yanı sıra Uluslararası Binicilik Federasyonu tarafından yasaklanmış olan tahriş edici ve doping nitelikli ilaçlar arasında yer alır. Furosemitler ise son derece tehlikeli ve kullanımına ancak hekim denetiminde müsaade edilmesi gereken ilaçlardandır. Atçılıkta ise yasaklanan steroid (Doping) grubu ilaçların kullanımını örtbas etmek amacıyla atlara, yarış öncesi verilmektedir. Bunun yanı sıra düz yarış atlarında sıkça görülen burun kanamasını azaltıcı etkisi nedeni ile dünyada çeşitli yarış sahalarında az çok kullanılmaktadır. Bu ilaçlar yüzünden emekli yarış atlarında böbrek ve karaciğer sorunlarının sıkça görülmesi ise gayet olağan karşılanmalıdır. Gerekli görüldüğünde Furosemitler vücudun su seviyesini düşürmek (Dehidrasyon) ve böbrek ödemleri azaltmak için çok düşük miktarlarda ve hekim kontrolünde kullanılır. İltihaplanma vakalarında, iltihaba neden olan bakteri cinsine göre iltihabı kurutmak için Antibiyotik kullanımı uygundur.

      Gelgelelim Kuru Fasulyenin faydalarına ... Bu şekilde bir tedaviyi uygun gören veterinere sormak istediğim birkaç sorum olacak:

  1. Teşhisin iltihaplanma ise neden en başta verilmesi gereken Antibiyotik ilaçlar vermedin?
  2. Furosemit gibi yan etki ve kontra endikasyonların listesi fazlası ile kabarık olan bir ilacı nasıl olur da birinin eline Antibiyotik diyerek yapıştırtabiliyorsun?( Şahsıma bu mesleğe talip olup da nasıl bugüne kadar hiç kasaplık yapmamışsın hala anlamıyorum?)
  3. Hadi ne yapman gerektiğini bilemediğini varsayalım, çeşitli hayvanlara bakmayı gerektiren bir meslek için bu fevkalade olağan bir durum. Ancak Memelilere ilişkin bilhassa atlar hakkında hiç kaynak da mı bulamadın?

      Her neyse, beyefendinin yapamadığını ben yaptım ve atın durumu artık günden güne iyiye gitmekte. Bunun için hiç sevmediğim otobüs yolculuğuna 8 saat katlanmak zorunda kaldım. üstelik ben bırakın veteriner hekimlikten, veteriner hekimliğinin "H" sinden anlamam. Ama nafile böyle veterinerler oldukça ben otobüslere daha çok binecek gibiyim. Hekimlik gibi saygın bir meslekte, böyle veterinerlerin bulunması ne kötü.


"Her geçen gün daha çok insan klasik binicilik eğitimine ulaşamamaktadır veya eğitilmekte isteksizdir, bilgi aramayan biniciler uygulamada yetersizdir, sonucu teknolojiye dayalı yeni bir at terbiye tarzının mevcudiyetini iddia edilmektedirler".
Charles de Kunffy

El Martingalar vb. çoğunlukla bilgisiz genç biniciler ve hızlı sonuçlar isteyen "antrenörler" tarafından yanlış kullanılan araçlardır.
Bu genellikle binicinin gem temasını doğru kurması yerine, atın kafasını içeriye çekerek baş boyun duruşu oluşturmasını içerir. Martingali de içerecek şekilde manivela araçlarını, atı bir duruşa zorlamak için kullanan birçok binici vardır. Bu kullanım doğru değildir ve özellikle genç atlarda sakınılması gereken bir uğraştır. Bu tür ekipmanlar çok sıkı ayarlandığında, güç kullanıldığında veya uzun süre at üzerinde kullanıldığında çok zararlı etkenlere neden olmaktadırlar. Atlar sert ağızlı, ağır ve binici ileriye itişi sağlanamıyorsa ön ayaklarda sürünerek hareket etmeye başlamaktadırlar. Bunun yanı sıra devamlı ve veya yanlış el martingal ile kullanılan atların hepsi art ayaklarını doğru kullanma ve kendi taşıyabilirliğini sağlama konusunu hiçbir zaman öğrenmeyebilirler ve bu alışkanlık onların idmanını devamlı olarak bozacaktır. Nadir durumlarda atlar sürekli zorla yanlış duruşlarda tutulduğundan onların sırt ve bel ağrıları gelişebilir.
Bunu söylemek gerekir ki; Martingalı düzgünce ve nazikçe kullanan yetenekli biniciler kötü alışkanlıklardan kurtulmak için yeniden eğitilmesi gereken atlardaki belirli sorunları düzeltmede başarılı olabilirler. Bunlar genellikle El Martingal en son kullanan binicilerdir çünkü bu biniciler, oyuncaklar yerine doğru binicilik sayesinde daha doğru sonuçlara ulaşabilirler.

Charles de Kunffy

"Binicisi tarafından şekil verilen bir at, genelde tecrübesiz seyircilerin yararına sadece görünüşe doğru bir vaziyeti teşkil etmektedir."
Charles de Kunffy

Draw reins, an unfortunate inheritance from the Duke, have triumphed right up to the present day in the hands of people with no horsemanship.
Gerhard Kapitzke

 


Atın hakkındaki söylentiler ve gerçekler:

Arap atları sıcak sever
Araplar ve diğer cinsler nerde doğup büyümüşlerse, oranın iklimi alışık olurlar. çölün ortasından gelmiş bir Arap atı gündüz + 50°C gecelerde ise 0 °C ve altında katlanmak zorundadır. Türkiye’nin hangi yerinde atı doğmuş ve hangi şartların altında büyürse onu alışıktır isterse Arap isterse başka bir cins.

Karda Araplar

Atlar ürkektir
Evet, at doğada kendini kaçarak korumaktadır ve hızlı kaçabilmek için her şeye sahiptir. Genelinde arka taraftan ve yan taraftan gelen ani hareketlerden ilk önce doğal tedbir olarak uzaklaşır. Hareketi ne olduğu gördükten sonra ve binici stres yaratmıyorsa çabukça da sakinleşir. çok yeni bir nesneye ise ürküp kaçabilir. Eğitim ile bu tür kaçmaları azaltılabilir (polis Atlar) yine atın doğasında kaçmak sevaptır.

Atlar çok akılıdır.
En zeki at 3 yaşında bir insan çocuğu kadar akıllıdır. Bundan fazlasını beklemenize gerek yoktur. 3 yaş çocuk psikoloji hakkında bir kitap okumak atınızı daha iyi anlamakta yardımcı olabilir. Yine insan olmayınca birazda at gibi konuşmakta fayda var.

Atlar kincidir.
Sürekli olumsuz davranışlara maruz kalan atlar insanın iyi bir şey olmadığını öğrenmektedirler. Olumsuz tecrübeler sonucu kim gelirse gelsin savunmaya geçmektedirler. Bu kin değil insanların yanlış yaklaşımı sonucu gerçekleşen bir şartlandırmadır.

Atlar sadece siyah beyaz görür.
Bu Gecelerde doğrudur (insanlarda öğle) gündüzlerse At en çok yeşil ve kahve rengi tonları ayırt edebilmektedir (kırmızı dahil).

Atların gözleri çok iyi görür.
Atlar Dünyayı nasıl görür

Atlar köpeklerden korkar.
Siz atın korkması gerektiğini öğretmiş olursanız bu doğrudur bunun dışında Rotweiler’im en son kendini zor kurtarmıştır.

Atlar ayakta uyur.
Bu dünyadaki en eski peri masalıdır. Atlar art ayakların birini gevşeterek yarı kapalı gözler ile ayakta uyuklamaktadır (yemek sonrası bağırsakların daha yoğun çalıştığı zamanlarda). Hafif temkinli bir uyku veya derin uykuya geçmeden önce ayaklarını altına alarak dinlenir. KASLARIN tamamen gevşemiş olduğu derin uykusunda at, ayakları uzatır ve REM (rapid eye movement) uykusuna geçer. Bu normal, atın kendini güvende hissettiğini ve yatabilecek şartların altında(Ahır genişliği, altlığı ve ortam) gece 12 ile sabah 6 arasında gerçekleşmektedir( Profesörlerin uyuduğu zaman). İnternette araştırma yaparsanız Amerikalıların birçoğunun hala bu masala inanmakta olduklarını görürsünüz ( her zaman biraz geç öğrenirler nedense). Aynı araştırma ‘.edu’ Sitelere kısıtlayarak üniversitelerde veya Havenmeyer projesinde yapıldığında daha güncel yorumlar alabilirsiniz yada elinizde varsa Alman bir Biniciye sormakla yetinebilirsiniz.

Atlar sahibine tanırlar.
Her gün uğraşan sahibi ise evet, sahibi değilse hayır. üstelik Elbiseler değiştiğinde sizi tanımakta zorluk çekebilir (Prof.Grizmek 1950).

Atın ölümü arpadan olsun.
Fazla Yem (şeker içeren her neyse: Nişasta, Bikarbonat Şeker, Fruktan vs vs.) arpalamaya neden olur ve her zaman hasara neden olur. Bunun en kötü ihtimali tırnakların düşmesi ile sonuçlanır ve atı uyutmaktan başka bir seçenek bırakmamaktadır. Bu ıstırap verici ve gereksiz ölüm hedeflenecek bir şey değildir. Bir şeyin fazlası vermek istersiniz kuru ot (çayır ot vb.) tercih etmeniz daha doğrudur(ata yarar ve size rahatlık verir).

çok yem, çok performans!
Performans idmana dayalıdır. Yem ancak yapılan işe göre verilebilir ve fazlası sadece olumsuz etkenlere neden olmaktadır. Kas sadece Motor değildir aynı anda Enerji depolamasını sınırlayan unsurdur. Kas yoksa fazla yem en iyi ihtimal yağ yapmaktadır o da bir sporcunun en son ihtiyaç duyduğu şeydir. (mesela 500 kiloluk bir at 1 dakika son sürat koşmak için 4 Megajulden fazla enerjiye ihtiyacı olur bu da yaklaşık 370gr Yulafa eşdeğer) Bu iş için daha fazlası vermek ancak enayi işi olur.

At yarış kayıp etmişse ve onu döversen bir sonraki yarış daha iyi koşar.
Bu düşük beyin kapasitesine sahip olanların en aptal düşüncelerinden biri olduğu kesin. Neden:
1.)  Atın kaslarının her yerinde morluklar olursa ancak daha yavaş olur
2.)  Atın herhangi bir harekete verilen tepki ile ilişkilendirebilmesi için tepkiyi 2 saniye içinde vermeniz gerekir. Bu süre geçtikten sonra olumlu olumsuz her ne yaparsanız boştur. En fazla kendini ata O….u olarak tanıtabilirsiniz o da güncel hayatınızı biraz daha zor bir hale getirmek için fırsattır.
3.)  At attır ve kesinlikle bir insan gibi düşünmez. Yarışın ne olduğunu bile bilmez. Yapsaydı ismini at yerini insan olması gerekirdi. Ve beni anlamadığım yere dövenin hakkında ne düşünürsem, at onu düşünmektedir, O…..u.

Atın ısınması için en az yarım saat yürümesi gerekir.
Her sporcu çalışmadan önce bir ısınma süreçten geçmek zorundadır. Atalar için ortalama asgari ısınma süresi 5 dakika yürümek, 9 dakika tırıs (süratli), ve 1 dakika sola yavaş dörtnal bir dakika sağa dörtnaldır. Sadece yürüyerek hiçbir sporcu ısınamaz, ne at ne insan.

Yarış atların az çalışması gerekir.
Bu, idman düzeyi düşük olan atlar için, kesinlikle doğrudur ve yarış atlarının çoğu bu tarife uymaktadır.

Atın ayağı kırılırsa öldürülmesi gerekir.
İşi bilen bir Veterineriniz yoksa evet. Varsa hayır. Atın Kemikleri insanınki gibi kaynamaktadır ve çok nadir durumlarda atın uyutulması gerekebilir.

Ata binmek tehlikelidir
Evet, atlı spor tehlikeli sınıfda yer almaktadır (dövüş Sporları, atçılık, yüzme vb.). En büyük sorunlar yerdeyken meydana gelmektedir (tekme, ısırma, ürkme) ve ölümcül spor kazaların başını yüzme çekmektedir. Kaza risklerinin en büyük bölümü eğitimsizlik ve tecrübesizlik nedenlerinden meydana gelmektedir. En çok iş kazası yaşayanlar İnşaat mesleklerinden birini ibraz edenlerdedir. Atçılık veya binicilik kazaları, iş kazaları istatistiklerinde yer almamaktadır. Atçılıkta meydana gelen kazaların %10u mesleki kazalardır % 90ı hafta sonu binicilerine ayittir (Dengede durmayan ve ayakları kullanmayan acemiler).

At ısırır ve tekme atar.
Evet, savunma amaçlı her ikisini de yapar. Soru şudur neden bana karşı savunsun?
İnsana karşı savunmanın tek bir nedeni vardır o da insanın tehlikeli olmasından kaynaklanmaktadır (vuruyor, bağırmaktadır, başını eğmektedir, kulaklarını kısmaktadır, Elini kaldırır, saldırgan tavırlar göstermektedir, kavga etmek istediğini belirtmektedir vs vs.). Bana gelen atların birçoğu ilk önce savunma tarafında olur. Zaman içerisinde benden zarar gelmediğini görür ve benimle beraber çalışan tüm arkadaşlar aynı şekilde sabırlı olunca hayatımız çok kolay olmaktadır. Ne ısıran ne tekme atan at, her zaman temel hedefimizdir. Daha uzun yaşamanın tek sırı ise, çevre ile barışık yaşamaktır. Türkiye’de komşuyla paylaşan insanların bunu başarmaması çok tuhafıma gittiğinide belirtmek zorundayım. Belki dokunma ağzına tüy kaçar saçmalıktan gelir.

İlk ata binenler Kızıl derililerdir!
Bundan daha saçma bir söylenti bulmak zordur çünkü atı kızıl derililere tanıştıran İspanyol Cortez’dı (link) ve yanında getirdiği 16 atlı Süvari.

Atı çamurlu yerlerde yürütmek onu kuvvetlendirir.
üst düzey idman edilmiş atları makul bir idmanın çerçevesinde fazla derin olmayan çamurlu zeminlere sokmak bazı kasların çalıştırılmasında faydalı olabilmektedir. Genç atlar ve idmansız hayvanlarda bu tür uygulamalar ancak eklemleri bozalabilir.

Soylu bir at daha iyidir.
İlk başta "soy" tanımlayalım. Soy kavramı krallık dönemlerinde ortaya atılan ve sülalenin yönetiminin devamını sağlayan bir unsurdu. Krallık yönetiminin temeli buna dayanmaktaydı. Varis olmasa tüm mülkü ve tüm gücü başkalarının eline geçmekteydi. Atları asil hayvanlar olarak gördüğümüzden (o kelimede nedense o dönemeye ayit) onları aynı şekilde akraba evliliğine zorlamaktayız ve aynı sonuçları elde etmekteyiz. Daha aptal daha verimsiz ve daha küçük bir gen havuzu sonucu asıl bu atları muhtemelen kendi elimizle ortadan kaldıracağız. Ne soylu bir davranış


Bu tuzağa düşmeyin
Bunlar İngiliz bir hayvan koruma örgütünün yayınladığı görüntüler.
Bunu üstüne sigortasiz Amerikan Jokeylerin yaşadığı risklerinin raporu eklenince,düz yarışları neden sevmediğimi anlamanız lazım.
2½ yaşında ilk biniş?
3 yaşında ilk yarış??
4 – 4½ yaşında aslanlara yem olarak çöpe at!?!
Atçılık buysa bana atçı demeyin

Bu tuzağı düşmemek için ne yapılması gerekir.

  1. Engeli düz yarışları düzenlememek (Allah şükür zaten bunu bu memlekete kimse yapmıyor)
  2. Düzenli aralıklarda atların testosteron seviyeleri ve kırmızı kan hücre sayısı denetlemek (2 ayda bir basit bir kan testi)
  3. Atların yarışabilirliği ve form durumu denetlemek (Veteriner hekim denetiminde yükleme testi mesela 2km yavaş dörtnal sonucu atın nabzı çok yüksek ise zorun var demektir)
  4. Isınmadan atları yarıştırmamak (yürüterek ancak seyisin ayak tabanları ısınmaktadır)
  5. Ata klasik binicilik eğitimi vererek yarış hayatı son erdiğinde değeri artırmak (Aslanları severim ama çok şişmanlattırmak çok doğru bulmuyorum)
  6. Son virajından başlayarak, potaya kadar kamçı kullanımı yasaklamak (Jokeylerin sakat kaldığı yeridir)
  7. Sadece antrenörler değil Seyisleri da eğitilmesi gerekir
  8. Yetiştiriciliği hedefleri gözden geçirmek (akraba evliliği ve sonuçlar önlemek Eclipse "Northern Dancer ")

Mevcut İngiliz atların tırnakları küçülmektedir ve iskelet zayıflamaktadır bu ileriye dönük bu at cinsinin verimsizleşmesine neden olmaktadır. Doğal olarak küçük tırnakların basma alanı/yük oran olumsuzlaşmaktadır bu da eklemlere daha çok baskı yapmaktadır(Quarter Horse). Hafif bir iskelet güçlü kaslar taşıyamaz ve kemik kırılma riski yükselmektedir (daha kısa bir süre içerisinde daha çok at satmak tüccarların işine gelir). Ana sebebi ise daha az aygırının daha çok kısrak döllenmesi sonucu gen havuzunu daralmasıdır. Alman ve İngiliz spor atlarda bu tür sorunlar ortadan kaldırabilmek için cinse bağlı olmayan tip kavramları ortaya konulmaktadır. Hanoveraner, Westfalen, Oldenburger vs yerine Alman spor atı, veya Thoroughbred yerine İngiliz spor atı yetiştirilmektedir. Sağlıklı yarış atlar için daha çok kan bağı olmayan aygırlar ve kısraklar kullanılması şarttır.


 

Gülecek miyim ağırlayacak mıyım bilmiyorum,

Ama kesin bir şey vardır hiç hoşuma gitmeyen bir binicilik beceri sergilemesine şahit oldum. Şovu dişleri sıkarak izledikten sonra atıma binmiş olan arkadaşına ne demem gerektiğine bilmiyordum. Hemen cevap verseydim muhtemelen son derece kırıcı birkaç laf ağzımdan çıkacaktı. Ne yapabilirim ne sabırlıyım ne de atımı eşeğe benzetmeye çabalayan insanlara katlanabilmekteyim.

Yarış sahalarda Jokeyleri çok kısa üzengilere kullanılınca ve genelinde frensiz atlara binince beygire yavaşlatmak maksat ile atın kafasını yana çevirmekteler. İnsanların çoğu vücudun sağ tarafına daha kolay kullanabildikleri için genelinde atın kafayı sağa doğru çevirip dörtnala kaldırmaktalar. Bunun sonucu at sola doğru koşsa da sağ ayak üzerinde gitmektedir. Bu dengesiz bir binişin yanı sıra atın dönüşlerde daha kolay düşmesine neden olmaktadır. Hadi Jokeylerin mazereti vardır ama ünlü bir hocadan ders almış bir süre at sahibi bir Binici ne tür mazereti olabilmektedir? Haydı bilemediği diyelim mutlaka günün birinde öğrenecektir nasıl olsa Xenophonun 2500 yıl öncesi yazdıklarını günün birinde okuyacaktır. Gutenberg Projesi sağ olsun kitabı beleştir ama ne hakla atımı şartlandırmak istediğine anlamadım. Eşeğe binmek istiyorsa da benim atımda ne işi var.
Şartlandırma çabası biniciliği yanlış kavramlara dayalı yaklaştığının bir işarettir. Eksik kavramın birisinin Almancası losgelassenheit olarak ifade edilmektedir ve genelinde İngilizcede işini bilmeyen bir tercümen sonucu relaxed olarak ifade edilmektedir. İngilizlerin çeviri sorunu şudur losgelassenheit kelimenin kökü olarak gelassen görmüşler ve bunun anlamı rahat veya istersen gevşektir. Losgelassenheit’ın kökü ise loslassen dır ve bunun anlamı serbest bırakmak, koyuvermek veya salmak olarak çevirtilebilir. Losgelassenheit’ın binicilikteki anlamı ise at, binici ile beraber kendi özgür iradesi ile çalışmaktır ve bu durumu genelinde istek olarak ifade edilmektedir. Atımı topuklayıp tekmeleyerek ve ağzını çekiştirerek istekli çalışan bir atı eşeğe benzeterek ne atımla faydası olacak ne benimle geçinmek mümkündür.

Başka bir kavram ise Ritim:
Ritimin anlamı sadece binicinin düşmeden atın hareketlerin takip edebilirliği değildir. Ritim ahenkli armonik bir biçimde beraber çalışma anlamındadır. Sonucu verimli ve yanlış anlamalara yoksun bir biniştir. Atı ama sürekli ellerdeki çekişmeler ve anlamsız topuklamalardan şikayetçi ise ancak atı ne kadar düşmeden ıstırap çekebildiğinin bir ifadesidir ve zorlanmış bir at hiçbir şey öğrenmemektedir. Bu tür binmeler sonucu Tibor Podanyi’nin bir sözü çok güzel tarif etmektedir:

Niteliksiz direnmeler yaygın olarak yanlış anlamış kavramlara dayalıdır. Binici attan sadece istemekte değil aynı anda atı dinlememekte olursa, At güçlü bir karaktere sahip ise sonucu sürekli direnen ve karşıya konan bir hayvandır. Kişiliği zayıf ise beyini yıkayarak mekanik bir otomata dönüştürülebilir, bir zombi. Her ikisi doğru at terbiyeye ters.

" Unqualified disobedience is a frequent misconception, when the rider is not only demanding but also not listening to the horse. If the horse is a strong personality the result is a notoriously resistant animal: if the horse is a submissive weak personality, it can be brainwashed into a mechanical automat, a zombie. Both are contrary to the correct dressage."
Tibor Podanyi

At terbiye biniciliğinin en temel eğiti olarak kabullenmektedir. Robichon de la Guerniere yazdığı Ecole de Cavalerie bunun basit alıştırmalar dan zor olana doğru gitmesi gerektiğini çok güzel ifade etmiştir. Açıkçası atın bazı temel nitelikler oturtmadan bir sonraki aşamaya başlatılmaz. Sırası ise atın beceri ve eğitim duruma ufak tefek değişiklikler dahi olsa baştan sonuna kadar bellidir. Bu işinin bir şeye benzetebilmek için acele etmeden temeli alıştırmalar tekrar ederek zaman içerisinde pekiştirmelidir. Bunu yaparken en güzel bilgi şudur: At hata yapmaz.
At ancak binicinin ona ne öğretmişse onu yapabilir ve at hiçbir şekilde bunun sonuçlardan sorumlu değildir. Fransa’nın Renaissance döneminde atı kendi hareketlerden sorumlu olduğunu düşünülürdü ve atın en küçük yanlışlığı cezalandırılırdı. Biniciliğin yüzkaraların birini Giovanni Pignatelli’nin öğrencisi Salomon de la Broue veya Newcastle Dükü bunun örneklerdendır. Sürekli kullanılan şiddet binicilikte kesinlikle olumsuz sonuçlar getirmektedir ve atları elle besleyen Moğollardan ataları sahip olan Türklere hiç yakışmaz. Atları her gün döven Romalılar atlardan değil Piyade den ünlüler ve şiddetle at eğitenlere aynı şeye tavsiye etmek zorundayım, yürümek.
Simonun da gözetlediği gibi at mecburiyet altında ne yapması gerekirse de anlamamaktadır ve herhangi bir güzellikte görünmemektedir. Bir dansçı kamçılayıp ve mahmuzlanırsa nasıl güzel değilse zarafeti o kadardır.

"For what the horse does under compulsion, as Simon also observes, is done without understanding; and there is no beauty in it either, any more than if one should whip and spur a dancer."
Xenophon - The Art of Horsemanship

üst düzey bir at terbiye atı sadece doğal yardımların vasıtası hareket etmeli. Bunun için atın yardımlara net ve hassas davranması şarttır. Bunun temeli ise şart olan kavramlarından İleriye gidiciliğidir. Atı çan sıkıcı ön ayaklarda sürünen bir beygir ise hiçbir yere varılamaz hedefi her ne ise. Ne yarış atı olur ne engel atlar ne de at terbiyede bir şey yarar.
Yarışçılar atın ön ayakların yüklenmelerin nedenleri ise atın daha hızlı adımlamaları istemeleridir. Bu sürat getirmemektedir çünkü ileriye itişi art ayaklardan gelmektedir ve doğal olarak bunların geliştirmesini başka yerlerde farklı yöntemler kullanılmaktadır. Binicilikte bu tür atları çok gördüm ve bu yanlış anlaşılmış topluluk kavramına dayalıdır. Topluluk atın başını herhangi bir şekli sokmak değildir. Topluluk art ayakların kas kuvveti artırarak ve ileriye doğru adım mesafesi değiştirerek, art ayakların daha fazla yük almaların nedeni daha dengeli bir yük dağilimi kavuşarak binicinin ağırlığını bunların sonucu daha kolay taşıtmaktır. Sadece boyun duruşu önem verildiğinde ön ayaklarda sürünen verimsiz küçük adımlarla tapış tıpış dolaşan bir hiçe kavuşulur. Engel atlayan atlar dahilinde topluluğu kavuşmuş olmalar gerekir nafile atı engel görmesi gerektiği için bu topluluğu baş boyun duruşuna dayalı değildir ve Engel atlayan atlarda aranmamaktadır yoksa 120cm bile zor geçerler.
Toplu giden bir atı, art ayakları belirgin bir şekilde denge noktasının önüne adımlamaktadır. Boynunu yukarıya doğru bir kavisle başın arkasındaki ilk omurga en tepede olmalı. Başı ise dikeyinin hafif önünde( bir ellin enine kadar) veya en fazla dikey bir hatta olmalıdır ve topluluğu eğitimin en son öğretilen noktası olduğu için hemen aranan bir olay değildir. Bundan önce Ritim, istek, irtibat, içtepi ve doğruluk üzerinde çalışması gerekmektedir. Onlar olmadan at ancak binilebilen bir eşek kadar değeri olur.

 

Article 418 THE POSITION AND AIDS OF THE RIDER

1. All the movements should be obtained with invisible aids and without
apparent effort of the rider. The rider should be well balanced, elastic, sitting
deep in the centre of the saddle and smoothly joining the rhythm of the horse
with his loins and hips supple, thighs and legs steady and well stretched
downwards. The heels should be the lowest point. The upper part of the body
should be easy, free and erect on the vertical. The hands should be carried
steady and low and close together, with the thumb as the highest point and
independent from the seat. The elbows should be close to the body, enabling
the rider to follow the movements of the horse smoothly and freely.

2. The effectiveness of the rider’s aids determines the precise fulfilment of the
required movements of the tests.
There shall always be the impression of a harmonious co-operation between
horse and rider.

3. Riding with both hands is obligatory in tests at FEI Dressage Events.
However, in Freestyle tests riding with reins in one hand up to four movements
is allowed (see Guidelines for Judges) When leaving the arena at a walk on a
long rein, after having finished his performance, the rider may, at his own
discretion, ride with only one hand.

4. The use of the voice in any way, or clicking the tongue repeatedly, is a
serious fault, involving the deduction of at least 2 marks from those that would
otherwise have been awarded for the movement where this occurred as well as
in the mark of the riders seat and position.

What Is Good Riding?

 


Başıma gelenleri düşmanın başına gelmesin.

Atım biri hasta ve hastalığı şu son derece gereksiz ve faydasız bazı işlerin altından çıkmaktadır.
Kolik benim atlarda istisna bir hastalıktır, olursa da herhangi bir ilaç tedavi gerekmeden sorunu hayvanı biraz yürüterek birkaç dakikada çözülür. Elime yeni düşen atlarda sorunu varsa eğitim hariç çoğu nal çakımı veya besleme ile ilgilidir. Mevcut sorunum yazma okuma bilmeyen tarihte kalmış işlerin devam etmeleri ısrar eden arkadaşlarla ilgilidir. Bazı sözde performans ata bakanların atı çalışma öncesi hayvanı saatlerce aç bırakmaktadır. Bu aç bırakma olayı yanlış anlaşılmış düşüncelere dayalıdır.
İnsan sporcularda idman veya gösteriden iki saat önce en son öğün yemeleri gerekir. Bu son derece doğru uygulama insanlarda minderin üzerine kusmasını önlemektir aynı zamanda yemek sonrası yorgunluğu ortadan kalkmış olup daha üstün bir performans sergilemesi sağlamaktadır. Atlarda yine midenin boş olması şarttır. Bunu performanstan 2-2.5 saat önce en son öğün yem(Arpa,yulaf vb.) verilerek gerçekleştirilir. Kalın Bağırsak veya kör bağırsağın boş olması ise performans acısından bir felakettir. İnce Bağırsağın ardından yer alan kör bağırsağı mevcut kaba yemlerin mayalamasını sağlamaktadır. Olumlu bakterilerin çalışma sonucu Biotin veya Vitamin B12 gibi önemli maddeler oluşmaktadır (Kobalt + Bakteri = B12). Bakteriler bunu ancak uygun bir ortamda bulundukları süreçte yapabilmektedirler. Nem, ısı ve malzemenin Fiber oranı son derece önemlidir. Bu ortamı bozan işleri yanlış ve zararlıdır. Mesela aşırı yem, kaba yemin yetersizliği, hayvanı uzun süre aç bırakmak veya yeterli kadar su içmesini önlemek bu hassas dengeye bozmaktadır.

Bu noktada bazı olumsuz besleme durumları biraz izah edip sonuçları ortaya koymak istiyorum sonucu hiç biri doğru değil ve performans ve sağlık açısından sakıncalıdır.

1.)Aşırı yem

çok yem çok iş güzel bir peri masaldır.
Benzini doldur git ve Hacı Murattan Porsche oluverir. Bir de Kurbağa öpsek mi acaba.

Yarış atların beslemesine ve çalıştırmasını şahit olmasam ağzımı açmazdım ama gülecek kadar az çalışan hayvanlara muntazam miktarlarla yem verilmektedir (benzini koy git). Kaslar idman seviyesine göre yakıt depolamaktadırlar. Normal şartlarda azıcık fazla depolanır ancak aşırı yükleme sonucu depolama eksik olabilir (idman hatası). Yapılan iş ise hayatta kalmak artı çalışma. Vücudu fazlası işleyemez. Fazla yem ince bağırsakta işlemeyince kör bağırsakta olumsuz bakterileri besleyerek kolik olarak geri dönmektedir veya arpalama ile sonuçlamaktadır. Atı hasta etmek adına yapılırsa doğru iştir, performans düşüşü yetmese yarıştan önce baklava yedirin.
Bir kere ata gereğinden fazla yem verilmesi hepsini hazmedebilirse bile sporcu hedefinden uzak yağlı bir hayvana çevirmektedir. Nal ve Jokeyinin kilosu önemli ise yağlı Eşeğe ne demeli. İdmanlarda aktaramadığı enerji, seyisler huysuz atlarla uğraşmaya mahkum etmektedir. İzmir’de Veterinerin önünde bekleyen bir atın tırnağın üstündeki boğumlardan anlaşılarak zavallının en az 8 defa arpalandığını göstermekteydi. Bol yem az çalışmak ve atın ölümü arpadan olsun diyene atı Veterinere değil sucukçulara götürmesi gerekir.

2.)Uzun süre aç bırakmak

Aç kalmak göreceli bir kavramdır ve canlının kim olduğuna bağlıdır. Avcı türlerde açlık bir günden fazla yemeksiz kalınca sorun olarak başlamaktadır. Bunlar genelinde hayatı tehdit eden sorunları değildir. Sağlıklı bir Kedi, köpek hata insan bir gün aç kalırsa sorun yaşamaz. Bunun aksine İnekler, koyunlar ve atlar yemekleri mayalanarak besinleri oluşturduklarından ve bunun için gereken bakterilerin sayısı yeterli düzeyde tutmak gereğinden sürekli az da olsa bir şeyler atıştırmak zorundalar. İneklerde mesela süt verimi yüksek tutmak için bakterileri çok önemli ve bu arkadaşların sayısı uygun bir düzeyde tutmak için en geç 6 saatte bir şey verilmesi gerekmektedir.
Atlarda bu durumu çok farklı değildir ve Veteriner Hekimler atların gün içerisinde istediği kadar kuru ot yemeleri tavsiye etmekteler. Yanlış anlaşılmasın performans atları buna dahil. Şimdi atı hafiflesin diye bağırsağını boşaltırcasına kadar aç bırakılınca, hayvanın performansı için gerekli olan bakteri üretim tesisi kapatmışım ve kapatırken zararlı bakterileri orada kalmış gereksiz işleri devam ederek, çoğalarak bağırsağı zarar vermeleri özen göstererek aç bırakılarak hayal edilen yararı eksi puana çevirmekteler. Mesele hafifliği değil verimliliğidir. Atların aç kalma sınırı 3 gündür. üç Gün içerisinde tüm bağırsakları boşalır ve faydalı tüm bakteriler aynı yolu takip ederek yok olur. Bununla beraber bağırsaklarda depolanan ve acil durumlarda faydalandığı su aynı yolda kaybolmaktadır.

3.) Susuz bırakılan At.

Hava, Su, Yemek, hayata kalma sırası budur. İnsan tamamen havasız bir ortamda 7saniye yaşayabilmektedir(Akciğerinde hava bittiği an). Susuz ise hava şartlarla değişken 3-7 Gün yaşayabilir. Yemeksiz ise 12-65 gün arası yaşayabilmektedir. İstatistikler böyle ama gerçekler daha farklıdır. Beyni birkaç saniye havasız kaldığında ölen hücreler nedeni beyni işlevselliği yitirmektedir. Uzun süre susuz kaldığında tüm organlar zarar görmektedir ve eskisi gibi çalışmazlar. Uzun süre açlığı yine tüm organlarda kalıcı hasarlara neden olur. Demek bu hayatta kalma sırasında hangisi uzun bir süre eksikse kalıcı hasarlara neden olmaktadır.

Bazıları atlara içecek suyu sıcak verilmektedir bu ise Fahrenheit veya Celsius ayırt edemeyen insanlardan kaynaklamaktadır 43–54°F = 8–12°C (Doğada atlar ne zaman çay demler hep merak etmişim). Bu sözde beslemede hayvana ad libitum kuru ot verilse de sıcak su nedenle at içilen su miktarı kısıtlamaktadır sonucu ihtiyacı kadar kaba yem yememektedir. Su o kadar kısıtlı verilmektedir ki, seyisin biri su verdikten sonra atın böbrekleri boşalırken ürünü minnacık bir yoğurt kabına sığdırabilmiştir. Miktarı ancak çeyrek litreydi oysa sağlıklı bir atın günde 9 litre ve fazlası idrar üretmesi doğaldır. Böyle bir hayvanın herhangi bir performans verilmesi söz konusu değildir ancak aynı şekilde bakılan hayvanların arasında kötülerin iyisi olabilmektedir.
Günde iki kere su verilince miktarı çalışan atların içmesi gereken miktarın çok altındadır. Normal sağlıklı ağır çalışan 500kiloluk at yaz aylarında 75 litre su ve fazlası içmektedir. Sıkı isen kovayla taşı.
Susuzluğu hazmını zorlaştırır ve atın metabolizması kendini koruyarak kandan su çekerek bu durumu geçici dahi olsa düzeltmektedir. Sonucu kanın kıvamı artmaktadır ve daha zor pompalamaktadır. Bağırsağın içindeki malzeme katılaşır ve meşhur sıkışma koliğin ilk adımı atmışız.
Susuzluğunun sonuçlardan biri mesela çalışırken kalp krizi geçirmesidir. Su yetersiz olunca Böbrekler yetersiz çalışır. İdrarla atılması gerekenlerin bir bölümü vücudunda kalmaktadır, onlarda faydalı ürünler değildir. Karaciğeri en basiti yeterli kadar mide asidi üretmeyebilir sayende hazmını daha da zorlaşır. Susuzluk en iyi ihtimalde düşük performansa neden olur (Futbolcular oyun esnasında kaç şişe su bitirdiğini hiç dikkat emişmeydiniz). Bağırsaktaki nem ve vücut ısısı metabolizma su ile ayarlamaktadır ama susuz kaldığında nemi ayarlamak adına gereken su eksikse isi artmaktadır ve faydalı bakteriler çok hızlı azalıp zararlı olanlar daha da hızlı çoğalmaktadır. Zararlı bakteriler çoğalınca vücudu buna karşı durmadan ağır bir savaş halindedir. çaresi neymiş Antibiyotik, Penisilin, Para veya aklını kullanmak mıdır?

Fransa, Almanya, Hollanda hata atçılığı yeni öğrenen Amerikalıların Veterinerler bile atları sıkça az miktarlarla yemle beslemeye, istediği kadar kaba yemi önünde bırakmasını ayrıca suyuna her zaman ulaşabilmesine önermektedir.

Bunların hepsi atımla dolaylı yoldan alakalıdır. Benim atım bir zamanda uzun süre aç kalmış sayende kalın bağırsak dahil kısmen veya tamamen boşalmıştır. Fazla isi ve nem oranın düşmesiyle bir parça yemek bağırsağın duvarına yapışık kalmış (Kalın Bağırsağın en dip noktasında). Yapışık yerde olumsuz bakteriler bağırsak duvarına zarar vermeye devam etmişler nasıl olsa onları koruyan şu kurumuş parçanın altında atı yemeğe devam etmek onların hayatıydı.

Her gün böyle bir olayla karşılamayınca jetonum biraz geç düşmüştür. Zavallının durumu daha erken teşhis edebilseydim her ikimizi bir sürü ıstıraptan kurtarabilirdim. Böylece iki de bir küçük kolikleri yaşayan ve normalden az hareket eden bir hayvandan hareketsizliği ve kaba yemin fiber oranda suçluyu aramaktaydım. Durumu kötüleşince geciken parazit müdahaleden tut bilinmeyen bakteriler a kadar sayıklama başlamışım. En sonunda gözlem doğrultusuna doğru işi yaptım ve Allah şükür o yapışmış parça doğal yoluyla gün ışığına çıkmıştır. Zavallı at artık iyileşmektedir ve onu aç bırakan akılı Matrix2 filminde geçen bir sözü ona olan uygunluğu dolayı burada yazmak istiyorum.

"Görüyorum ki hala en gerekeni hariç tüm kasları çalıştırmaktasın"

Atım acılar içinde kıvranarak kendini sağ sola atarken birde yararlardan iltihap kapmıştır. Birkaç gün Antibiyotik uygulamak ve elbette yaraları dezenfektanla temizlemek tek müdahalemdi ve atın durumu iyidir. Zavallı en az 40 kilo vermiş ve şu anda onu tekrar ayaklandırma çabasındayım. Baştan söylediğimi bir daha söylemek istiyorum.

Başıma geleni Düşmanın başına gelmesin.


Kendi kendimi nasıl kazıklayabilirim

Bildiğiniz gibi Doping tüm spor dallarında bazı sorunlara neden olmaktadır.
Birinci sorun sporcunun sağlığıdır çünkü sağlıklı herhangi bir doping şekli yoktur.
İkincisi ise doping yaparsam yaptığım sahtekârlığı bana kar kalmasını nasıl sağlayabilirim.
Düz yarışçılıkta dopingin iki şekli mevcuttur. Biri kazanmak adına biri ise kaybetme uğruna yapılan Dopingi. Benceyse üçüncü bir şekil daha mevcuttur bu kendi kendimi nasıl kazıklayabilirim ya da hayal gücümü beni nasıl birinci yapabilir dopingi. Literatürde bu doping şekli bulamasınız ama Amerikalılar imkansızı yine başarmaktalar.
Thoroughbred Owners and Breeders Association kısacası TOBA sitesinde at sahipleri bilgilendirmek adına bunu yayınlamaktadırlar.
Anabolic steroids: an anabolic steroid such as Equipoise is used to improve appetite, repair tissue, promote weight gain and accelerate recovery from disease or injury. Anabolic steroids may cause aggressive behavior in mares or geldings and have adverse effects on the reproductive function of mares and stallions.”
çeviri:
Anabolika:
Equipoise® gibi Anabolikalar iştahı artırmak, doku oluşturmak, ağırlık kazandırmak ve yaraladıktan sonra daha hızlı iyileşmek için kullanılmaktadır. Steroitler iğdiş ve kısraklarda saldırgan davranışlara neden olabilir ve hem kısraklarda hem aygırlarda cinselliği olumsuz etkileyebilmektedir.

Bu yazıya bakarsanız Anabolikalar iyi bir şey olmaları gerekmektedir nafile yazan her kim ise sizin arkadaşınız değildir. Bu yazıyı at sahipler için yazıldığına göre oradaki at sahipleri çok saf olmalı. Büyük bir ihtimal Anabolikalar yetmişli yıllarda ne tür skandallara neden olduğunu hatırlamamaktadırlar. O dönemde Bulgar icadı Anabolika, tüm Rus Federasyona bağlı ülkerlerde özellikle Bayan sporcularda kullanılmaktaydı. Sonucu zavallı Hatunlar Bayandan daha çok erkeye benzemeye başlamışlar çünkü Anabolikalar Erkek Hormonun Testosteronun bir türevidir.
Sporcularda güç gerektiren veya kas hamcını önemli olduğu spor dallarda Anabolika sorun olmaya devam etmektedir.
İnsan sporcularda Anabolika kuvveti artırmak adına yapılmaktadır. Mesela Haltercilerde veya vücut geliştiricilerde kullanılmaktadır. Nedense bu sporların hiç biri hızlı koşmaya ihtiva etmemektedir. Atlarda Anabolika kullanımı kesinlikle yasak olduğu FEI yarışmalarda yanlışlıkla ilk üç arasına girmeye başarmışsanız ve atınızda Anabolika tespit edilirse Uluslar arası binicilik Federasyonu kasancınız ve lisansınız iptal ederse şaşmayın. Yiyeceğiniz cezadan söz etmeme gerek yok zaten. Her neyse düz yarışçılarda Anabolika dopingi ne kadar yaygın olduğunu anlatamam. Büyük bir ihtimal tüm atları Schwarzeneggere benzetmek istiyorlar. Onunda 400 metrenin finişi kaç saate gelir çok merak ediyorum. Açıkçası Anabolikalar sürat getirmemektedir. Doğru uygulanmadığı takdirde Anabolikalar sadece sağlık sorunlara neden olmaktalar. Doğru uygulandığı takdirde Anabolikalar düz yarış için yanlış kasların büyümesini, daha saldırgan ve üstelik iktidarsız bir beygir üretmekteler.
Anabolikaları doğru uygulandığı anda atlarda özellikle kuyruk ve göbek tüyleri beyazlamaya başlamaktadır. Bunu örtmek adına bir süre ayakkabı boya kullanılır. Sırf boyanın yüzünden birkaç yıl önce ellime düşen bir kısrak 3 ay içerisinde 2 defa rengini değiştirdi. Boyamaya rağmen mikroskobun altında bakıldığında Anabolika neden olan beyaz tüyleri fevkalade kendini belli etmekteler ve Anabolika kullanmaya bıraktıktan aylar sonra kimyasal testlerle kullanımı tespit edilebilir. Anabolika uygulamaları genelinde dayanıklılığı idman sürecin ardından ağır çalışmalarda yer almaktalar. Mesela iğneyi yaptıktan bir saat sonra ısınmanın ardından yavaşça 200 tane mekik çekersen kas ağrılarla beraber kırmızı kas fiberlerini baya şişirmişsin. Tabi 200 tane mekik çekebilecek halde olursan. Atçılıkta Anabolikalar en çok yüksek fiyatlarla satılan damızlık genç aygırlarda kullanılmaktadır. Doping testi olmayan bu gösterilerde genç aygırların fazlası gelişmiş kaslar göze batmaktadır ve doğal olarak atı satanın cüzdanı şişirmektedir.
Her neyse normal şartlarında düz yarışçıların yaptığı idmanlarda anabolikalar sadece karaciğerde birikmektedir ve atı benim ellime düştükten sonra bir tarafta daha çok tüyü beyazlamaktadır ve kasları normalden daha kısa bir süre gösterişli bir görüntü olarak karşıma çıkmaktadır. Bu sefer zavallı yaratık çalıştırdığım bir at değildi, ata sadece bakmaktayım. Bu alışılmamış durumun sonucu atın karaciğerde birikmiş Anabolikalar hiç sevmediğim işlere neden olmuşlar. 100 kilo daha ağır bir atta verdiğim rasyonun aynısı o ata verdiğim halde kilo kaybetmektedir. Biraz Proteini artırmak adına otlattırdıktan sonra enfeksiyon sonucu atı idrarı yapamaz halı gelmiştir. Zavallı şu anda bir deri bir kemiktir. Madem ki Anabolika kullanıyorsunuz eşeğe niye çalıştırmıyorsunuz. Hızlı düz yarış atı istiyorsanız niye kör oğlan efsanesi ve diğer massaları dinliyorsunuz. Başka işiniz yok mu, mesela antrenman bilgisi okumak gibi. İllaki Doping yapayım diyorsanız uluslar arası binicilik federasyonunun kara listesi hazmetmek gibi bir şeyler yapmanız mümkündür nasıl olsa Furosemide (Lasix®) düz yarışlarda kullanılmaktadır. Pisliğinizi örtecek bu ilacı zaten ellinizden düşmemektedir ve Karaciğerle beraber Böbrekleri berbat etmekte sakınca göremiyorsanız buyurun. Size söz veriyorum en az bir yarışı kazanacaksınız.
Doping evet dediğinizde atı daha kısa bir sürede öldürme yarışında Birinci olabilirsiniz.


 

Anasayfa